Ermenistan’ın İkinci Karabağ Savaşı sonrasında Paşinyan liderliğinde değişen dış politikası; çok vektörlü ve uluslararası unsurlar arasında dengeyi gözetmeye çalışan bir hal almıştır. Rusya ile tarihten gelen, politikaya dönüşen ve ekonomi ile perçinlenen yakın ilişkiler; bölgedeki gelişmeler sebebiyle alternatif müttefiklere yönelinmesi yoluyla zedelenmiştir. Bu zedelenme, Ermenistan’ın AEB üyeliğinden çıkarılacağı yönünde tehditler ve mal ithalat-ihracatının kayda değer oranda azaltılması gibi hem siyasi hem de ticari örnekleriyle gündemde yer alaya devam etmektedir.
Ermenistan’ın Avrupa ülkeleri ile yakınlaşmaya devam etmesi ve AB üyeliği hususunda iç prosedürün hızla işletilmesi, Rusya’nın tepkisini çekmiştir. Ülke dâhilinde seçimlerden önce ve sonra yaşanan gelişmeler ve Ermenistan muhalefetinin radikal Rus yanlısı bir tutum benimsemesi, seçimlere hem AB hem de Rusya tarafından müdahale edildiği iddialarını beraberinde getirmiştir. Yönetimin Rus müdahalesine karşı göstermiş olduğu hukuki ve politik tavır da geçtiğimiz ayda gündemi oldukça meşgul etmiştir. Son zamanlarda yaşanan bu gibi gelişmeler, Rusya’nın Ermenistan üzerindeki en kuvvetli silahlarından biri olan ekonomik bağımlılığı tekrar gün yüzüne çıkarmasına yani kapsamlı ticaret kısıtlamalarına sebebiyet vermiştir.
Haziran ayında Rusya Ermenistan’dan balık ve balık ürünlerini ithalatını yasaklamıştır.[1] Yine Haziran ayında Ermenistan’dan gelen zirai karantina kontrolüne tabi bitkisel ürünlerin (canlı bitki, fidan; meyve, sebze; tohum ve soğanlar) hem Rusya içine hem de Rusya üzerinden AEB ülkelerine ithalatını yasaklanmıştır.[2] Temmuz ayında süt ve süt ürünleri ithalatı da yetkili birim tarafından yasaklanmıştır.[3] Daha evvel yasaklanan alkollü içecek ithalatı[4] da iki ülke arasındaki önemli ticaret kalemlerinden biridir. Görüldüğü üzere Ermenistan artık Rusya’ya süt ve süt ürünleri, balık, meyve, sebze, fidan, tohum ve alkollü içecek ihraç edememektedir. Bahsi geçen ürünler Ermenistan ekonomisinin önemli unsurları olduğu gibi, Rusya ile yasaklara kadar sürdürülen ticaret rejimi de iç ekonominin başat dayanaklarındandır.
Rusya’nın ithalat yasakları ile ticaret hacmi gerileyen Ermenistan, alternatif olarak AB ile iş birliği yoluna gitmiştir. AB, gelişmeler dolayısıyla Haziran ayında Ermenistan’a 50 milyon avronun üstünde bir destek paketi sağlanacağını açıklamıştır.[5] Temmuz ayının başında Ermenistan’a ziyaret gerçekleştiren von der Leyen, bu sefer de 18 milyon avroluk bir destek paketinin ve Ermenistan’dan gelen ürünlerin çoğunluğu için vergi muafiyetinin sözünü vermiştir.[6] Ermenistan’ın Rusya’nın yasakları dolayısıyla oluşan ticaret açığının otonom ticaret tedbirleri ile dengelenmesi, AB’nin son zamanlardaki önemli gündem maddelerindedir.
Daha önce belirtildiği üzere, Rusya ve Ermenistan’ın ticari bağlantıları Ermenistan ekonomisi için ikamesi çok zor girdilerin kaynağıdır. AB’nin destek paketleri ve otonom ticaret tedbirleri Ermenistan ekonomisi bakımından Rus girdisini dengeleyebilecek bir güç değildir. Ermenistan’ın, son zamanlardaki ticaret kısıtlarına rağmen refah düzeyini yükseltebilmesinin temel sebebi bölge ülkeleri ile kurulan iyi ilişkiler ve barış antlaşmasının sağlayacağı istikrarın yarattığı güven ortamıdır.
Barış antlaşması bölgedeki komşuluk ilişkilerinin iyileştirilmesini yanında birçok ekonomik faydayı da haiz önemli bir unsurdur. Bölgede sağlanacak kalıcı barış ortamı, ekonomik istikrarı ve refah düzeyinin artmasını da beraberinde getirecektir. Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki ticari ilişkilerin başlaması, bölge ülkelerinin söz konusu ticari ilişkilere adapte olması ve Güney Kafkasya’nın kendi içinde ekonomik bağlantılar kurma yolu ile ilişkileri ilerletmesi henüz barış antlaşması imzalanmadan ortaya çıkan faydalardır. Barış antlaşmasının son koşulu olan anayasa değişikliğinin bir an önce gerçekleştirilmesi ve antlaşmanın imzalanması şüphesiz söz konusu bölgesel iş birliklerinin sürdürülebilir olmasının temel anahtarıdır.
Sonuç olarak, mevcut Ermenistan hükümetinin öncüsü olduğu çok vektörlü dış politika anlayışı, Ermenistan’ın önemli müttefiki Rusya bakımından olumlu karşılanmamış ve bu tavır Ermenistan ekonomisinde ortadan kaldırması güç bir gediğin yolunu açmıştır. AB ile planlanan ve sağlanan iş birliklerinin bahsi geçen gediği kapatmaya yetmeyeceği ise açıktır. Ermenistan ekonomisinin ayağa kalkması ve arzu edilen refah ve istikrarın sağlanabilmesi için barış antlaşmasının bir an önce imzalanması, bunun için de anayasa değişikliğinin bir an önce gerçekleştirilmesi elzemdir.
*Görsel: The Moscow Times
© 2009-2025 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır