YUNANİSTAN’IN TÜRK DİPLOMATLARINI HEDEF GÖSTERME POLİTİKASI
Yorum No : 2026 / 61
01.06.2026
4 dk okuma

Yunanistan, 21 Mayıs 2026’da 17 Kasım terör örgütünün kurucusu ve lideri Aleksandros Giotopoulos’u (Yotopulos) “ileri yaşı” gerekçesiyle şartlı tahliye ederek terörle mücadeledeki utanç verici çifte standardını bir kez daha tescillemiştir. Bu karar, sadece bir teröristin serbest kalması değil; Türk diplomatlara yönelik uzun soluklu, sistematik düşmanlık zincirinin en yeni halkasıdır.

Emekli Büyükelçiler ve Başkonsoloslar Derneği (EBBD) 25 Mayıs 2026 tarihli açıklamasında bunu net bir şekilde ortaya koymuştur. Açıklamada, “Şehit diplomatlarımızın anısına ve ailelerine yönelik büyük bir saygısızlık” ve “uluslararası terörizmle mücadele karnesine yeni bir kara leke” olduğu açıkça belirtilmiştir. Türk Dışişleri Bakanlığı da benzer bir tepki göstermiştir: “Bu kalleş teröriste gösterilen hoşgörü, şehit diplomatlarımızın anısına kabul edilemez niteliktedir.”

Ancak mesele sadece bu tahliye değildir. Yunanistan’da Türk diplomatlara yönelik sistematik hedef gösterme politikası, cinayetlerden çok önce başlamış ve medyayla, istihbaratla iç içe yürütülmüştür.

 

Yunan Medyasında Türk Diplomatların Hedef Gösterilmesi

1994 yılının Şubat ve Mart aylarında, Yunan Milli İstihbarat Teşkilatı’yla (EYP) bağlantılı olduğu bilinen aşırı sağcı haftalık gazete Stohos (Hedef), açık bir linç kampanyası başlatmıştır:

16 Şubat 1994 tarihli sayısında “Atina’daki 84 Türk hedefinin isimleri” manşetiyle tüm Türk diplomatların ad-soyad, ev adresleri ve araç plakalarını tek tek yayınlanmıştır.  

9 Mart 1994’te adı geçen gazete bu listeyi yeniden servis etmiştir; bu kez başlık şöyledir: “Yunanistan’da faaliyet gösteren en tehlikeli Türk diplomatlar”. Türk diplomatlar “Yunanistan’a karşı ajan” olarak damgalanmış ve “Helen üstün çıkarları için ortadan kaldırılması gereken zararlı unsurlar” gibi bir üslupla hedef gösterilmiştir.

Bu yayınlar tesadüf değildir. Türk diplomatların isim, adres ve plaka bilgileri gizli tutulur ve yalnızca belirli Yunan güvenlik yetkilileri tarafından bilinirdi. Stohos’un bu hassas bilgilere ulaşabilmesi, Yunan güvenlik bürokrasisinden sızdırıldığını göstermektedir. Gazete, diplomatlarımızı “öldürülecek hedefler” olarak kamuoyuna sunarak fiilen suikast çağrısı yapmıştır.

Bu hedef gösterme kampanyasının üzerinden sadece birkaç ay geçmiştir. 4 Temmuz 1994’te Büyükelçilik Müsteşarımız Ömer Haluk Sipahioğlu, evinin önünde (Leoforos Posidonos 54/A, Paleo Faliron) 17 Kasım örgütü mensupları tarafından yedi kurşunla katledilmiştir. Cinayet, tam da Stohos’un yayınladığı adreste gerçekleşmiştir. Aynı örgüt 1991’de Basın Ataşemiz Çetin Görgü’yü şehit etmiş, Müsteşarımız Deniz Bölükbaşı’na bombalı suikast düzenlemişti.

Bu, ilk örnek de değildir. 1980’de ASALA terör örgütü tarafından şehit edilen İdari Ataşemiz Galip Özmen ve kızı Neslihan Özmen cinayetlerinden sonra da Yunan makamlarının Ermeni terör örgütlerine yönelik müsamahası defalarca belgelenmiştir. Yunanistan, hem ASALA’ya hem de yerli 17 Kasım örgütüne karşı aynı “göz yumma” politikasını sürdürmüştür.

 

Sistemli Bir Nefret Politikası

Stohos’un yayınları, tek bir gazetenin hezeyanı değildir. Yunan medyasının ve bazı çevrelerin genel yaklaşımının yansımasıdır. Türk diplomatlar Atina’da yıllarca “güvenlik riski” olarak görülmüş, adresleri sızdırılmış, hedef gösterilmiş ve ardından suikastlar gerçekleştirilmiştir. Fail yakalanmamış ya da yakalansa bile “yaşlı”, “hasta” gerekçesiyle serbest bırakılmıştır.

Bugün Giotopoulos’un tahliyesi, işte bu kirli zincirin devamıdır. Yunanistan, kendi topraklarında Türk diplomatları sistematik olarak hedef gösterip katlettikten sonra, katillerini “insani gerekçelerle” özgür bırakmaktadır. Bu tutum, ne adalete ne de komşuluk hukukuna sığmaktadır. Galip Özmen, Neslihan Özmen, Çetin Görgü, Haluk Sipahioğlu. Sadece Yunanistan’da kaybettiğimiz diplomatlarımız ve aile fertleridir. Ailelerinin acısı hâlâ tazedir. Emekli Büyükelçiler Derneğinin de ifade ettiği gibi, bu karar “yurt dışında ülkemizi şerefle temsil etmiş diplomatlarımızın anısına” yapılmış açık bir saygısızlıktır. Yunanistan’a hatırlatılması gereken husus, terörle mücadelede konusunda tutarlı olmalarıdır. Kendi yayın organlarında Türk diplomatlarını hedef gösterip, katillerini serbest bırakarak barışa ve komşuluğa hizmet etmemektedir. Bu sistematik düşmanlık, ikili ilişkilerimizi zehirlemekte ve Türk kamuoyunda derin bir öfke yaratmaktadır.

 

*Görsel: Cumhuriyet


© 2009-2025 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.