
Bu yazı AVİM tarafından ilk olarak 19 Haziran 2026'da yayınlanmış İngilizce bir makalenin betimleyici Türkçe çevirisidir.
Balkanlarda Bölgesel Sahiplenme Açısından Sofya'daki GDAÜ Zirvesi
Bu analiz, Türkiye'nin Güneydoğu Avrupa'da bölgesel iş birliği ve güvenlik konularındaki görüşmelere üst düzeyde katıldığı, 10 Haziran 2026 tarihinde Sofya'da düzenlenen Güneydoğu Avrupa İş Birliği Süreci (GDAÜ) Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ni hareket noktası olarak ele almaktadır. Analiz, bu zirveyi yalnızca bir haber başlığı olarak ele almak yerine, GDAÜ'yü Balkan bölgesel girişimlerinin daha geniş mimarisi içinde konumlandırmaktadır. Girişimin dışarıdan dayatılan bir araç değil, bölgenin kendi siyasi iradesiyle oluşturulmuş bir platform olduğunun altını çizmektedir. Bu bağlamda analiz, GDAÜ'nin Balkanlarda bölgesel sahiplenmeye örnek teşkil ettiğini ve Türkiye'nin ayrılmaz bir Balkan ülkesi olma statüsünü somut kurumsal bir temele oturttuğunu savunmaktadır. Bu bağlamda, hem bölgesel iş birliğinin tarihsel evrimini hem de parçalanma, siyasallaşma ve Türkiye'nin Balkan kimliğinin marjinalleştirilmesi üzerine güncel tartışmaları incelemek için bir bakış açısı sunmaktadır.[1]
Çatışma Sonrası Bir Girişimden Bölgesel Sahiplenmeye Dayalı Bir Çerçeveye
Güneydoğu Avrupa İş Birliği Süreci (GDAÜ) , Bulgaristan'ın Sofya'da ev sahipliği yaptığı ve Güneydoğu Avrupa devletlerinin Balkanlarda barışı, iyi komşuluk ilişkilerini ve istikrarı teşvik edecek, bölge odaklı bir forum kurma konusunda mutabık kaldıkları bir toplantıyla 1996 yılında başlatılmıştır. Yugoslavya savaşlarının ardından ve diğer bölgesel girişimlerle eş zamanlı olarak tasarlanan GDAÜ, yalnızca dış aktörlere veya kuruluşlara bel bağlamak yerine, katılımcı tüm ülkeler arasında diyalog ve güven inşası yoluyla demokratik kurumları ve iş birliğine dayalı güvenliği güçlendirmeyi amaçlamıştır. Bu anlamda, GDAÜ'nün özellikle Balkanlarda İyi Komşuluk İlişkileri, İstikrar, Güvenlik ve İş Birliğine Dair 1996 Sofya Bildirisi ve Güneydoğu Avrupa'da İyi Komşuluk İlişkileri, İstikrar, Güvenlik ve İş Birliğine Dair 2000 Şartı gibi kurucu belgeleri, Balkan devletleri tarafından tasarlanan ve sahiplenilen bir çerçeve içinde ifade edilmelerine bağlı olarak , AGİT taahhütlerinde ve Birleşmiş Milletler kararlarında yer alan iş birliğine dayalı güvenlik ve bölgesel güven inşası ilkelerini açıkça yansıtmaktadır.[2]
GDAÜ, zaman içinde, bölgedeki tüm devletleri bir araya getiren tek çerçeve olma rolünü pekiştiren siyasi bildiriler ve kılavuz ilkeler benimsemiş, aynı zamanda Avrupa Birliği, NATO ve diğer kurumlarla, onlara tabi olmaksızın etkileşim içinde bulunmuştur.[3] Bu evrim, Balkanlar'ın, AVİM analizlerinin, daha geniş bölgesel bağlamı gölgelediği ve Türkiye'yi örtük bir şekilde dışladığı gerekçesiyle eleştirdiği sözde "Batı Balkanlar" gibi yapay alt bölgelere ayrılarak dışarıdan dayatılan bir şekilde parçalanmasına direnen, bölgesel iş birliği ve iş birliğine dayalı güvenlik anlayışına yönelik hukuki ve kavramsal bir bağlılığı yansıtmaktadır.[4]
Balkan Düzeninin Ortak Bir Paydaşı Olarak Türkiye
GDAÜ’nün tarihsel gelişimi, Türkiye'nin, dışarıdan bir gözlemci değil, Balkan devletlerinin bizzat kendileri tarafından tasarlanan bölgesel bir mimarinin kurucu ve sürekli bir katılımcısı olduğunun altını çizmektedir. Coğrafi açıdan, Türkiye topraklarının bir kısmı Balkan Yarımadası sınırları içinde yer almaktadır. Aynı zamanda tarihsel olarak, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemleri arasındaki süreklilik; ortak kentsel alanlar, aile bağları, dini topluluklar ve bölge genelindeki göç hareketleri aracılığıyla yoğun sosyokültürel bağlar oluşturmuştur. AVİM analizleri, bu bağların, Balkan güvenliği ve yeniden yapılandırma süreçlerindeki köklü diplomatik katılımıyla birleştiğinde Türkiye'yi yalnızca coğrafi açıdan değil, aynı zamanda tarihsel ve sosyolojik açılardan da bir Balkan ülkesi olarak tanımlamayı haklı kıldığını vurgulamaktadır.[5]
Türkiye'nin GDAÜ'deki, girişime yönelik ilk dönem desteğinden, daha sonraki dönem başkanlıklarına ve zirve düzeyindeki katılımlarına kadar uzanan aktif rolü, bu bütünleşmiş konumun somut kurumsal kanıtını oluşturmaktadır. GDAÜ'nin bölgedeki tüm devletleri eşit bir zeminde bir araya getirmesi ve Türkiye'nin sürecin gündemini belirlemede defalarca sorumluluk üstlenmesi, Ankara'nın, dışarıdan davet edilen bir "ortak"tan ziyade, Balkanlar'ın iş birliğine dayalı güvenlik mimarisinin ortak bir paydaşı olduğunu göstermektedir. Bu görüş, Türkiye'yi Balkanlar'da dışsal bir güç olarak yansıtan yaklaşımları reddeden ve bunun yerine onu, ulusal kimliği, tarihsel hafızası ve güvenlik çıkarları itibarıyla Güneydoğu Avrupa'daki gelişmelerden ayrı düşünülemeyecek bölgesel bir paydaş olarak konumlandıran AVİM'in geniş kapsamlı yaklaşımıyla uyumludur.[6]
“Batı Balkanlar” Söylemi ve Türkiye’nin Balkan Kimliğinin Kasıtlı Olarak Parçalanması
Türkiye'nin kurucu bir Balkan aktörü olduğu görüşü, tarafsız coğrafi bir etiket değil, Türkiye'yi daha geniş Balkan bağlamından örtük bir şekilde koparan ve bölgeyi Avrupa Birliği'nin bir yarı-çeperi olarak yeniden tanımlayan siyasi kurgu olan "Batı Balkanlar" gibi kategorileri öne çıkaran Avrupalı söylemler çelişmektedir.
Bu bağlamda, AVİM'in "Batı Balkanlar" kavramının ve söyleminin yanıltıcı bir tanımlama olduğu yönündeki eleştirisinden yola çıkan bu analiz, özetle şu hususları savunmaktadır:
Bu tür bir terminoloji, kavramsal bir istismar ve Avrupa merkezli bir bağımlılık örneği teşkil eder; zira bu yaklaşım, Güneydoğu Avrupa’ya dair parçalı bir vizyonu normalleştirir. Bu vizyonda, seçilmiş devletler bir katılım kuyruğunda gruplandırılırken; diğerleri, özellikle de Türkiye, sembolik olarak bölgenin temel tarihsel ve hukuki çerçevesinin dışına itilmektedir.[7] Buna karşılık, tüm Balkan devletlerini eşit bir zeminde bir araya getiren ve ortak gündemleri vurgulayan GDAÜ’nin kapsayıcı yapısı, Balkanlar’ı ya AB’nin “arka bahçesi” ya da dış güçlerin bir oyun alanı olarak yansıtan tasvirlere direnen alternatif bir mantığı temsil eder. Bu dışlayıcı çarıpk yaklaşım yerine, bölgenin, Türkiye’nin tam bir paydaş olarak yer alacağı kolektif hareket etme kapasitesini öne çıkarır.
Bölgesel Sahiplenmenin ve Türkiye’nin Balkanlardaki Rolünün Korunması
Yapılan analizler, GDAÜ gibi bölgesel sahiplenmeye dayalı çerçevelerin ve Türkiye’nin bu çerçeveler içindeki kurucu rolünün, bölücü bölgesel etiketlerin ve kavramsal açıdan çarpıtılmış sınıflandırmaların giderek yerleşmesi riskiyle karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Bu tür uygulamalar ele alınmadığı takdirde, Balkanlar’daki bölgesel sahiplenmeyi somutlaştıran mekanizmaların zayıflaması ve kimliği ile güvenliği Güneydoğu Avrupa’daki gelişmelere sıkı sıkıya bağlı olan Türkiye’nin Balkanlar’ın ayrılmaz bir parçası olarak kabul görmesinin aşınması riski doğar. Aynı zamanda GDAÜ’nin kapsayıcı yapısı; iş birliğine dayalı güvenliği güçlendirmek, hukukun üstünlüğüne dayalı iş birliğini teşvik etmek ve Türkiye dahil tüm bölgesel paydaşları Balkan düzeninin ortak sahipleri olarak tanıyan dengeli tarihsel anlatıları desteklemek açısından somut fırsatlar sunmaktadır. Bu bağlamda, GDAÜ zirve bildirgeleri ve dönem başkanlığı programları, Ankara’nın Süreç’in kapsayıcı ve tüm Balkanları içine alan kapsamına ve Türkiye’nin bölgesel iş birliğine dayalı güvenlik yapısındaki yerleşik konumuna yaptığı tutarlı vurguyu giderek daha fazla yansıtmaktadır. Dolayısıyla bölgesel yönetimlerin ve uluslararası ortakların bu sinyalleri, Türkiye’nin Balkan kimliğini örtük bir şekilde dışlayan çerçevelerle değil, aksine Balkanlar’a dair parçalı olmayan, hukuk ve norm temelli bir anlayışla kendi söylem ve uygulamalarını uyumlu hale getirmeye yönelik birer davet olarak okumaları ve bu doğrultuda hareket etmeleri büyük önem taşımaktadır.
GDAÜ’nün Geleceği ve Türkiye’nin Balkanlar’daki Uzun Vadeli Çıkarları
Bu analiz, özetle, Güneydoğu Avrupa İş Birliği Süreci’nin sıradan bir zirve çerçevesi olmadığını, aksine, 1990’ların ortalarında istikrarsızlığa ve dışa bağımlılığa karşı bölgesel sahiplenmeye dayalı bir yanıt olarak ortaya çıkan, Balkanlar’daki bölgesel iradenin somut bir tezahürü olduğunu ortaya koymakta, Türkiye’nin GDAÜ bünyesindeki kurucu ve süregelen rolünü ele alıp bölgeyle olan tarihi, sosyokültürel ve kurumsal bağlarını vurgulamaktadır. Türkiye’nin kimliğinin ve güvenliğinin Balkanlar’dan ayrılamaz olduğunu ve Ankara’nın bölgenin iş birliğine dayalı güvenlik mimarisinin ortak bir paydaşı konumunda bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, "Batı Balkanlar" gibi parçalayıcı nitelikteki tanımlamalara yönelik eleştirilerde bulunmakta, “Batı Balkanlar söyleminin Türkiye’yi marjinalleştirme ve bölge sahipliğindeki mekanizmaların önemini azaltmaya çalışan dışlayıcı hiyerarşileri normalleştirme riski taşıdığına dikkat çekmektedir.
Bu bağlamda, GDAÜ ve ilgili bölgesel forumlardaki gelecekteki gelişmelerin, Balkanlara dair kapsayıcı ve iş birliğine dayalı anlayışları güçlendirip güçlendirmediğini ya da zayıflatıp zayıflatmadığını tespit etmek amacıyla yakından izlenmesi büyük önem taşımaktadır. İleriye dönük bir bakış açısıyla, GDAÜ'nün kapsayıcı ve norm temelli bir çerçeve olarak pekiştirilmesinin, istikrarlı, hukuki açıdan tutarlı ve parçalanmamış bir Balkan düzenine yönelik Türkiye’nin orta ve uzun vadeli çıkarlarıyla sıkı bir bağ içinde kalmaya devam edeceğinin altının çizilmesi gerekmektedir.
*Resim: Republic of Türkiye Ministry of Foreign Affairs
[1] Sofia Declaration on Good-Neighbourly Relations, Stability, Security and Cooperation in the Balkans,” adopted at the Meeting of the Ministers of Foreign Affairs of the South-East European Countries, Sofia, 6–7 July 1996, accessed 18 June 2026, https://www.seecp.info/declarations.
[2] Hatice Özdemir Tosun , “Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Antalya Diplomasi Forumu ile diplomaside nüfuzumuzun güçlendirilmesini hedefliyoruz ”, Anatolian Agency, 16 June 2021, erişim tarihi: 18 June 2026, https://www.aa.com.tr/tr/politika/disisleri-bakani-cavusoglu-antalya-diplomasi-forumu-ile-diplomaside-nufuzumuzun-guclendirilmesini-hedefliyoruz/2275565
[3] Republic of Türkiye Ministry of Foreign Affairs. No: 112, 9 June 2026, Regarding the Participation of H.E. Hakan Fidan, Minister of Foreign Affairs of the Republic of Türkiye, in the South-East European Cooperation Process Summit of Heads of State and Government. 9 June 2026. https://www.mfa.gov.tr/no_-112_-sayin-bakanimizin-guneydogu-avrupa-isbirligi-sureci-devlet-ve-hukumet-baskanlari-zirvesi-ne-katilimi-hk.en.mfa
[4] Teoman Ertuğrul Tulun, YANLIŞ BİR İSİMLENDİRME: BATI BALKANLAR , AVİM Analiz, no. 2017/21 accessed 18 June 2026, pdf available at https://avim.org.tr/public/tr/Pdf/Analiz/349
[5] Teoman Ertuğrul Tulun, “Balkanlar 2016: Belirsizlik İçinde Bütünleşme Arayışları,” AVİM Analiz, no.2017/2, 2017, accessed 18 June 2026, pdf available at https://avim.org.tr/tr/Analiz/BALKANLAR-2016-BELIRSIZLIK-ICINDE-BUTUNLESME-ARAYISLARI
[6] Teoman Ertuğrul Tulun, “Türkiye Güney Doğu Avrupa İşbirliği Süreci (GDAÜ) Dönem Başkanlığını Üstlendi,” AVİM Analiz, no. 2020/28, 2020, https://avim.org.tr/tr/Analiz/TURKIYE-GUNEY-DOGU-AVRUPA-ISBIRLIGI-SURECI-GDAU-DONEM-BASKANLIGINI-USTLENDI ; https://avim.org.tr/tr/Analiz/YANLIS-BIR-ISIMLENDIRME-BATI-BALKANLAR ; https://avim.org.tr/Blog/BALKANLAR-NE-AB-NIN-ARKA-BAHCESI-NE-DE-HERHANGI-BIR-ULKENIN-OYUN-SAHASI-DAILY-SABAH-24-10-2018
[7] Şeval Beste Gözçelik, “Küresel Rekabet Alanı: Balkanlar,” AVİM Yorum, no. 2021 / 37, 11 June 2021, accessed 18 June 2026, https://avim.org.tr/tr/Yorum/KURESEL-REKABET-ALANI-BALKANLAR
© 2009-2025 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır
Henüz Yorum Yapılmamış.
-
TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN VE TÜRK TARİHİNİN DÖNÜM NOKTALARINI ÖNEMSİZLEŞTİRME ÇABALARI
Teoman Ertuğrul TULUN 18.08.2023 -
YÜZYILLIK “BEYAZ ÜSTÜNCÜLÜK” VE İSVEÇ’TE AŞIRI SAĞIN YÜKSELİŞİ: İLERLEMECİ DEĞERLER VE POLİTİKALAR İÇİN CİDDİ BİR TEHDİT Mİ DOĞUYOR?
Teoman Ertuğrul TULUN 02.02.2018 -
YÜZÜNCÜ YILINDA LOZAN BARIŞ ANLAŞMASI’NIN ÖNEM, ANLAM VE HÜKÜMLERİNİN HATIRLANMASI VE HATIRLATILMASI
Teoman Ertuğrul TULUN 23.05.2023 -
POLONYA SOYKIRIM YASASI İLE İLGİLİ ÇİFTE STANDART
Teoman Ertuğrul TULUN 27.02.2018 -
ALTIN ŞAFAK KUZEY YUNANİSTAN VE BATI TRAKYA'YA ODAKLANARAK YUNANİSTAN’DA YENİDEN VAR OLMAYA ÇALIŞIYOR
Teoman Ertuğrul TULUN 30.03.2023
-
VAROLUŞSAL KRİZLER: İRAN, İSRAİL, AZERBAYCAN, ERMENİSTAN
Gözde KILIÇ YAŞIN 03.05.2023 -
YUNANİSTAN ALMANYA’DAN II. DÜNYA SAVAŞI TAZMİNAT TALEBİNDE BULUNMAKTA HAKLI MI?
Hazel ÇAĞAN ELBİR 08.07.2025 -
KARABAĞ’IN ÖZGÜRLEŞTİRİLMESİNİN ÜSTÜNDEN GEÇEN 1 YIL
Tutku DİLAVER 09.11.2021 -
'NEJDEHİZM' ERMENİSTAN'DA HALEN RESMİ OLARAK DEVAM ETMEKTEDİR
Maxime GAUIN 31.10.2019 -
JUSTIN MCCARTHY’NİN “TÜRKLER VE ERMENİLER: MİLLİYETÇİLİK VE OSMANLI İMPARATORLUĞUNDA ÇATIŞMA” KİTABININ BÖLÜM BÖLÜM ÖZET VE ANALİZLERİ - 2
Ekin GÜNAYSU 28.10.2015
-
25.01.2016
THE ARMENIAN QUESTION - BASIC KNOWLEDGE AND DOCUMENTATION -
12.06.2024
THE TRUTH WILL OUT -
27.03.2023
RADİKAL ERMENİ UNSURLARCA GERÇEKLEŞTİRİLEN MEZALİMLER VE VANDALİZM -
17.03.2023
PATRIOTISM PERVERTED -
23.02.2023
MEN ARE LIKE THAT -
03.02.2023
BAKÜ-TİFLİS-CEYHAN BORU HATTININ YAŞANAN TARİHİ -
16.12.2022
INTERNATIONAL SCHOLARS ON THE EVENTS OF 1915 -
07.12.2022
FAKE PHOTOS AND THE ARMENIAN PROPAGANDA -
07.12.2022
ERMENİ PROPAGANDASI VE SAHTE RESİMLER -
01.01.2022
A Letter From Japan - Strategically Mum: The Silence of the Armenians -
01.01.2022
Japonya'dan Bir Mektup - Stratejik Suskunluk: Ermenilerin Sessizliği -
03.06.2020
Anastas Mikoyan: Confessions of an Armenian Bolshevik -
08.04.2020
Sovyet Sonrası Ukrayna’da Devlet, Toplum ve Siyaset - Değişen Dinamikler, Dönüşen Kimlikler -
12.06.2018
Ermeni Sorunuyla İlgili İngiliz Belgeleri (1912-1923) - British Documents on Armenian Question (1912-1923) -
02.12.2016
Turkish-Russian Academics: A Historical Study on the Caucasus -
01.07.2016
Gürcistan'daki Müslüman Topluluklar: Azınlık Hakları, Kimlik, Siyaset -
10.03.2016
Armenian Diaspora: Diaspora, State and the Imagination of the Republic of Armenia -
24.01.2016
ERMENİ SORUNU - TEMEL BİLGİ VE BELGELER (2. BASKI)
-
AVİM Konferans Salonu 08.05.2026
“GÜNÜMÜZDE DİNİN SİYASET ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: PATRİKHANE ÖRNEĞİ” BAŞLIKLI KONFERANS
